ANADOLU’NUN ÜTOPYALARI NEREDE? HATIRLA, HAYAL ET, DÖNÜŞTÜR! ETKİNLİK PROGRAMI
19 Eylül 2026, İmalat-hane İMÇ Proje Alanı | 11.30 - 16.00
The Spatial J/U/S/T Sanat ve Tasarım Kolektifi, oylum (mekân) üzerinden, geçmişe köklenip geleceğe yönelen, yeni bir bir aradalık arayan; sanat, tasarım ve kültür alanlarında çalışan disiplinlerarası bir kolektiftir. Ekip olarak çeşitli disiplinleri, üretim biçimlerini ve insanları bir araya getirerek; birlikte düşünmenin, üretmenin ve paylaşmanın nasıl yeni alanlar açabileceği üzerine çalışıyoruz. Şimdi bu zemini güçlendirmek, yaymak ve farklı üretim deneyimleriyle buluşturmak üzere, yeni yaşımızı yine bir etkinlik programı eşliğinde sonbaharda karşılıyoruz. 19 Eylül 2026’da, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı, İmalat-hane İMÇ Proje Alanı’nda yapacağımız buluşmamızda, Anadolu’nun ortak kültürlerinden, masallarından, zanaatlarından ve doğayla kurduğu ilişkilerden yola çıkarak, birlikte pişme halini; ortak üretimi ve bir aradalık olasılıklarını konuşacağız.
Kent ütopyalarını, geleceğin ideal (kusursuz) şehirlerini tarif etmekten çok, daha kapsayıcı ve adil bir yaşamın nasıl mümkün olabileceğinin deneyimlendiği alanlar olarak görüyoruz. Bir araya geliş mayamızdan itibaren, coğrafyalara özgü değerleri görünür kılmak, tartışmaya açmak; geçmişin ve bugünün desenlerinden yeni olasılıklar üretmek yolunda ilerliyoruz.
Etkinliğimiz, saat 11.30'da başlayarak Anadolu’nun kültürel birikiminden, toplumsal desenlerden, doğanın ve kentin çok katmanlı yapılarından beslenip mekânın görünen yüzünün ardındaki değerleri, hafızaları, ilişkileri ve ortaklıkları araştıracağımız etkinlik, iki panel ve etkileşimli atölyeden oluşuyor.

İlk Oturum: 12.00 - 13.00
Hatırla, Hayal Et: Anadolu'dan Ütopyalara
Anadolu’nun çoğul hafızasından ve anlatılarından yola çıkarak, bugün, nasıl bir ortak gelecek hayal edebilir ve bu geleceği birlikte nasıl tasarlayabiliriz?
Bu oturumda; yaşam ve üretim pratiklerimizi yeniden yorumlamanın bir yolu olarak, Anadolu’daki yaşantıya, nostaljiden uzak bir yerden bakacağız. Geçmişin durumlarını, bugünün halleri ile yoğurarak, yeni bir ortak gelecek tahayyülü üretmenin mümkünlüğünü araştıracağız.
Konuklarımız:
Dr. Muhsine HELİMOĞLU YAVUZ (Akademisyen / Halkbilimci / Yazar)
Halkbilimi alanındaki uzun soluklu çalışmalarıyla masal, efsane ve sözlü halk anlatılarını inceleyen Muhsine Helimoğlu Yavuz, Anadolu’nun sözlü kültürünün taşıdığı hafıza ve bilgiyi çeşitli yönleriyle ele alıyor. Masalların eğitsel işlevleri, anlatıların örtük mesajları ve kültürel aktarım üzerine çalışmalarıyla, geçmişten bugüne taşınan anlatıların, nasıl yaşam ve gelecek olanakları düşündürebileceğine odaklanıyor. Çalışmalarını belirli ileti dizinleri ile de kodlayarak işaretliyor. İlk oturumda, kendisinin araştırma mirasına dair sorular ve cevaplar ile örülü bir buluşma gerçekleştireceğiz.
Kıymet ERZİNCAN KINA (Akademisyen / Çevirmen / Yazar)
Thomas More’un Ütopya eserini Türkçeye çevirirken başlayan tarihsel araştırma yolculuğu, Kıymet Erzincan Kına’yı eserdeki Doğu ve İran göndermelerinden başlayarak Anadolu’ya dair kendi ütopya ve Rıza Şehri arayışlarına götürüyor. Tasavvufi hareketler, tekkeler, dergâhlar, üretim ve dayanışma ilişkileri, halk şiiri, masallar ve yerel anlatılar üzerinden eşitlik, paylaşım, adalet ve doğayla uyumlu yaşamın izlerini sürüyor. Umay Ana’dan Al Karısına Atlı Gelip Yaya Kalanlar kitabında ise bu izleri özellikle kadın ve erkek ilişkilerindeki hiyerarşik düzen yerine, tüm canlıların birbirine ihtiyaç duyduğu doğanın döngüsel düzeniniyle işleyen yere bakıyor.

İkinci Oturum: 13.15 -14.30
Başka Bir Üretim ve Yaşam Mümkün mü?
Birlikte üretmek yalnızca aynı işi yapmak değil; farklı seslerin, fikirlerin ve deneyimlerin bir araya gelerek ortak bir şey yaratması. Birlikte üretirken yalnızca ortaya çıkan iş değil, birbirimizle kurduğumuz ilişki, düşünme biçimimiz ve dünyaya bakışımız da dönüşüyor. Sanatçı kolektifleri, ortak sanatçı kitapları, fanzinler ve bağımsız yayınlar, bize üretmenin tek bir kişiye ait olmak zorunda olmadığını; paylaşarak, karşılaşarak ve birbirimize alan açarak başka üretim biçimlerinin mümkün olduğunu gösteriyor.
Bu panelde farklı kolektif üretim deneyimlerinden hareketle; birlikte üretmenin yaratıcılığımızı, ilişkilerimizi ve ortak düşünme biçimlerimizi nasıl dönüştürebileceğini konuşacağız. Birlikte üretmenin toplumsal hafızada, yalnızca bir sanat pratiği değil, başka türlü bir aradalığı deneyimleme ve başka bir yaşamı birlikte hayal etme alanı olup olamayacağını tartışacağız.
Konuklarımız:
Zeynep UĞUR (Istanbul Fringe Festival / Kültür Politikaları Direktörü / Akademisyen)
Kamusal kültürün dönüşümünü tiyatro alanı üzerinden araştıran Zeynep Uğur, alternatif tiyatro pratikleri ve kültür politikaları üzerinden birlikte üretmenin, dayanışmanın ve ortak mekânlar kurmanın bugünkü karşılıklarını tartışmaya açıyor. İstanbul Fringe Festival’in kurucu ortaklarından biri olarak, festival ve bağımsız sanat ağlarının yalnızca geçici karşılaşma alanları değil, yeni ilişki ve üretim biçimlerinin gelişebileceği kültürel ekosistemler olarak nasıl çalışabileceğine bakıyor.
Günseli BAKİ (Görsel Sanatçı / Sanat Projeleri Yöneticisi)
Görsel sanatçı ve sanat projeleri yöneticisidir. Üretiminde ağırlıklı olarak hafıza/mekân, kent/birey ve toplumsal cinsiyet meselelerine odaklanır. Beden ve cinsiyet temalı çalışmalarında, cinsiyet kimliğinin inşasında geçmiş deneyimlerin ve içselleştirilen davranışların hafızada bıraktığı izleri araştırır. Hafıza ve mekân üzerine gerçekleştirdiği görsel ve metinsel üretimler; arşivlerden beslenen, sanatsal araştırma odaklı çalışmalara dayanır. Fotoğraf, metin, video ve kolajı ifade araçları olarak kullanır. Bireysel üretiminin yanı sıra kolektif üretim süreçlerine ve disiplinlerarası işbirliklerine odaklanan sanat projeleri geliştirir ve yürütür. Sanat üretimini araştırma, bir araya gelme, paylaşma ve birlikte düşünme süreçleri üzerinden kurulan kolektif bir alan olarak ele alır. Farklı disiplinlerden sanatçılar, araştırmacılar ve kültür-sanat aktörleriyle sergi, kamusal program, atölye ve araştırma temelli projelerin geliştirilmesi, koordinasyonu ve sanat yönetimini üstlenir. Çalışmalarını İzmir’de kurucularından biri olduğu Sarı Denizaltı Sanat İnisiyatifi ve Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda sürdürmektedir. İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi’nde sanat yönetmeni olarak çalışmaktadır. Bağımsızlar ve Vatoz Platform gibi kolektif kültür-sanat alanlarına gönüllü yürütücü olarak destek vermektedir.
Seçil YAYLALI (Görsel Sanatçı / Küratör)
Seçil Yaylalı, katılımı pratiğinin temel araçlarından biri olarak kullanan, sosyal katılımlı sanat alanında çalışan bir görsel sanatçıdır. Çalışmalarının merkezinde, projelerin sonuçlarını önemli ölçüde etkileyen katılımcılarla kurduğu dinamik alışveriş yer alır. Farklı kültürlerde ve farklı coğrafyalarda çeşitli topluluklarla işbirliği yaparak projelerini oluşturur. Şehir planlama, endüstriyel tasarım ve görsel sanatlar alanlarındaki geçmişiyle Seçil Yaylalı’nın çalışmaları, katılıma vurgu yapar ve işbirliklerinin sonuçlarını ifade etmek için yenilikçi yöntemler arar. Projeleri ağırlıklı olarak topluluklara özgü kimlik, hafıza ve özlem gibi meseleleri ele alır. Katılımcılarla iş birliğini teşvik eden, ortak üretime elverişli bir ortam yaratır. “On Wheels”, “Small Pains, Great Songs”, “PPAM”, “Quartier für Vielflieger” ve “Let’s” projelerinde olduğu gibi topluluk oluşturmayı önemser ve buna olanak sağlayan projeler geliştirmeyi amaçlar. 2010 yılında arkadaşlarıyla PASAJ sanat alanını kurmuş ve hâlâ mekânın fiziksel ve sosyal çevresiyle projeler gerçekleştirmeye devam etmektedir.
*İsim sıralaması, konuşma sırasına göre düzenlenmiştir.

Etkileşimli Atölye: 14.45 - 15.45
Kolektif Ütopyalar Fanzin Atölyesi
Tüm etkinlik süresince, birlikte yaşamanın küçük izlerinden yola çıkarak, birlikte nasıl bir dünya kurabileceğimizi araştırıyoruz. Atölye, gündelik hayatımızdaki dayanışma ve birlikte üretme deneyimlerimizle hareketli bir ‘yer değiştirme oyunu’ ile başlayacak. Komşuya yardım etmekten ortak bir sofraya, bir başkasından bir şey öğrenmekten tek başımıza yapamayacağımız bir işi birlikte gerçekleştirmeye kadar uzanan sorularla, bizi birbirimize bağlayan deneyimlerin izini süreceğiz.
Ardından masalara geçerek konuşmalardan ve kişisel deneyimlerimizden yola çıkarak kolektif ütopyalarımızı tasarlayacağız. Gruplar halinde hazırlanacak fanzinlerde çizerek, yazarak ve birbirimizin bıraktığı izleri devam ettirerek süregelen desene eklenen başka türlü bir yaşamın, üretimin ve bir aradalığın mümkün olduğu dünyaları kuracağız.
Çünkü ütopya, bu topraklarda, yalnızca düşlenen bir gelecek hiç olmadı. Ellerimizle, ezgilerimizle, topluluklarla, çeşitli ölçeklerde deneyimlediğimiz pratik üretimlere ve anlatılara dönüştü. Atölyemizde, bu sürece birer sayfa da biz ekleyeceğiz.
*Katılım için lütfen formu doldurunuz.
Etkinlik yeri olan İMALAT-HANE Proje Alanı, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı, 5. Blokta yer almaktadır.
Tüm ilgilileri, etkinliğe bekliyoruz!




Yorumlar